İLETİŞİMİ ANLAMAK

  Kendiyle iletişim
  Kişiler arası iletişim
  Grup iletişimi
  Örgüt İletişimi
  Kitle İletişimi
  Reklamcılık
  Halkla ilişkiler
  Ulusal İletişim
  Uluslararası iletişim
  Bilgisayar ve İnternet

(İkinci  Geliştirilmiş baskı, 2005)

İletişimi Anlamak kitabı hiçbir yerden "derleme, toparlama" değildir. Türkiye'de ve dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde hazırlanmış ve iletişimi bu tür anlatan bir kitap bulamazsınız: Bu kitap binlerce yıldan beri egemen bilinç yönetimine (egemen sahtekarlıklara) karşı mücadele eden insanlığın getirdiği bilgi birikiminin ifadelerinden biridir. Bu kitap, materyal soygunu düşünsel yoksunlaştırmayla meşrulaştıran tarihsel örgütlü egemenliğe karşı olan mücadelelerin benden geçerek kendini ifadesidir. Bu kitap tarih boyu insan olma arayışını heceler; "gönderici" gücün beklediği veya normalleştirdiği "geri beslemeyi yapmayan "alıcıyı" imajlarla kandırmasını ve bu kandırma çalışmayınca idama kadar giden baskı yollarını meşrulaştırmasını meşrulaştırmayı değil.

 

Derleme ve toparlama, yani var olanları alıp düzenli bir şekilde sunma elbette yapılabilir. Bunu bile yapmayan ve yapma becerisinden yoksun "akademisyenler" var. Var olanı ele alıp analiz ve sentez etme konusuna gelince, dedikodu üretenlerin en iyileri ancak "Comte şunu dedi, Weber şöyle söyledi" dedikodusunu yaparak sosyal bilimleri dedikodu kazanına çevirirler. Önemli olan kimin ne dediği değil, deneni insanla ve insanla ilişkili olanla bağlayabilmek ve sonuçlar çıkartabilmek ve yeni sorular yükseltebilmektir. Bu kitapta dedikodunun ötesine geçildiğini (ve bu nedenle de dedikodu yapanların çatladığını ve çatlatıldığını) göreceksiniz. Bana ve benim yazdıklarıma olan karşıtlık, kesinlikle kişisel değildir, çünkü ben öyle kişisel düşmanlık yaratacak bir karaktere sahip değilim. İnsanı hareket noktası olarak aldığım için, herkese insanca davranırım. Bana ve yazdıklarıma karşıt olan, egemenliğin parçası olan veya kendini egemenliğin parçası olarak hisseden, cebi birazıcık doldurulmuş, görece olarak rahat veya rahat olma olasılığı olan ve beyinleri yoksullaştırılmış "çay gelsingiller ve kahve gitsincilerden" geçerek kendini saldırarak-savunan bir egemen yapıdır. Elbette, egemen yapı canlı birşey değildir, dolayısıyla, egemen yapı dediğimde, örgütlü insan ve insan ilişkileri düzeninden bahsediyorum. …

 

Bir şeyler yazmak sosyal üretimin sadece bir parçasıdır. Bazıları yazarak, bazıları çizerek, bazıları dikerek, bazıları ekerek, bazıları sökerek, bazıları yoksul ve yoksun bırakarak, yani herkes günlük etkinliklerle doğrudan ve dolaylı olarak birçok şey üretir. Sosyal üretimde bazı insanlar üretmesi gerekeni üretme yerine tembelliği ve dedikoduyu üretirler. Dedikodu yapmayan ve yalan söylemeyen insan olamaz. Bazılarının günlük yeniden-üretimi dedikodu ve çekiştirme üzerine kurulmuştur: Örneğin televizyondakilerin ve okul odalarında nikotinle ve çayla kahveyle beslenenlerin yaptıkları.

 

Haftada bir sayfa bile okuma veya yazma alışkanlığından yoksun olan bazıları, hırsızın herkesi hırsız olarak niteleyip, kendi hırsızlığını kendisi ve kendisi gibiler için meşrulaştırdığı gibi, kendi tembelliklerini çeşitli yollarla meşrulaştırırlar. Kendilerine model olarak aldıkları ve kendilerinden olmayan fakat kendilerini özdeştirdikleri uzaktakilerin (değerli ötekilerin) tarihini ve gelişmişlik öykülerini sosyal bilim denen dedikodularla yeniden üretirler.  Dedikodugillerin çay ve sigaralı sohbetlerine sosyal bilim çerez olur. Bu kişiler kendilerinden olup da değerli ötekiyi övmeyeni veya post-webercilıkle getirilen aşağılık duygusuyla Anadolu ayısını veya çekirdek çitleyeni aşağılamayanı makbul görmezler.

 

Bu bazılarının bazıları her gün uzun saatler çalışarak bir makale veya kitap yazan 'makbul olmayanların' yapıtlarını nesnel olarak değerlendirme kapasitesini yitirmişlerdir. Kapitalizmin kendi imajında bir dünya yarattığı gibi, onlar da kendilerine benzer bir akademik ve sosyal “tembeli üreten bir dünya” yaratmışlardır. Bu tembellik dünyasını üreten insanlar kıskançtır; başarıyı çekemezler; çalışan insana düşmanca tavır alırlar; yarattıkları negatif rekabet yoluyla iyiyi ve doğruyu aşağılarken, gevezelikle dolu aylaklığı ve boş laf ebeliğini yüceltirler. Tembelliği üreten özgürlüklerini canla başla korurlar. Ama böyle insanlar da var; napalım? birşey yapmaya gerek yok. O durumu yaratan koşulları ortadan kaldıralım, o insanları değil. Hepimiz (sen hariç ve ben dahil) çooook farklı değiliz.     

 

Gevezelik, tembellik vb hem kolaydır hem de kolayca çevre bulur ve büyür.  Bu nedenle, çekirdek çitleyenleri ve türbanlıları ve de onu bunu yererek kendilerinin bile olmayan, fakat Batıvari olduğu için modern ve şık gelen burjuva siviltoplumgilleri öven ve Türkiye'de bu siviloplumgilleri bırakın bireyin bile oluşmadığını savunan nestlegil, çaygil, kolagil ve yericigiller çok çalışkandır: Sakız çiğnemek kolay değil. Hele aynı anda hem nestcafe içmek hem birilerini çekiştirmeyi düşünmek, hem dedikodu üretmek hem de dedikoduyu dinlemek çok zor. Çekirdek çitleyenin aylaklığı, yoksun bırakılmışın kendinden olanla vakit geçirmesidir. Karumda ve Armadada yemek yese,  bitkin düşünceye kadar alışveriş mağazalarını dolaşsa veya üniversiteierin odalarında çayla kahveyle beslenen dedikodugillerden olsa, evde misafirlik yerine Kıbrıs' ın kumarhanelerinde kumar oynasa veya içki partilerinde kafayı çekse aylak olmuyor mu? İşsiz ve yoksulun aylaklığı yoksun ve yoksul bırakılmışlığın sonuçsal göstergelerinden biridir: Çekirdek çitleyeni değil çitletenleri aşağılasak ne olur? Kurbanı değil kurban edeni eleştirmek para kazandırmadığı ve alkış toplamadığı için popüler değildir. İşi olan ve para kazanan ama işinin gereğini yapmayan ve kazandığını haketmeyenlerin materyal zenginliği ve billişsel yoksulluğu nasıl ürettiklerine eğilsek ne olur? Başka kıralları beğenen ve Kendi kıralına iki yüzlüce yalakalık yapanlara bakıp 'yalaka çıplak' dersen ne olur? Krallar bile sizi uygun üslup kullanmaya davet eder. Kominist falan olmasanız bile kominist olursunuz. Bırakın kominist olmayı, beni katolik bile yapmışlar. Dedikodular sizin üslubunuz üzerine kurulur. Üslubunuz üzerine çaylı, kahveli ve nikotinli oda toplantıları yapılır. Üslubunuzla yerilirsiniz. Yerenler çıplak ama. Olsun; sen diline hakim ol.

Koridorları ve odaları dolduran iğrenç kokuları üreten ve insanın insanca temiz hava hakkını elinden alan ve bunu yaparken de kendinin kirletme ve zehirleme özgürlüğü olduğunu savunan endüstriyel maymunluğa katılanlar gibi, dedikoducu tembelgiller de kendi imajlarında bir dünya yaratarak huzur içinde devam etmek için genç nesilleri de kendilerine benzetmeye çalışırlar. Tembelgiller çok çalışkan ve üretkendirler. Tembelliği ve dedikoduyu ve de işlevsel yalanları üretmek kolay değil. Mesela benim hakkımda üretilenler ve beni doğru olarak yansıtmayanlar: Komunist, katolik, despot, baskıcı, katı, seksist, kötü üsluplu, ne zaman ne diyeceği belli olmayan biri, homomu ne, sigara düşmanı manyak, sigara içen bir kızın kolunu tutarak sigarasını elinden aldığı için tacizci, fotograf çekmek de ne ki size ben bir saatte öğretirim diyerek uzmanlık alanlarına tecavüz eden tecavüzcü, oda kapısını açık bırakıp (odada olmak veya bilgisayar başında birşeyler yapmak çalışmanın doğru göstergesi olamaz) bak ben çalışıyorum diye teşhircilik yapmadığı ve daha uyumsuz birçok şey nedeniyle aykırı  biri...

 

Bu kitap sadece ilgilenenler için değil her inançta ve ideolojide olanlar, ve de dedikoducugiller ve tembelgiller için yazıldı: Rengini ve üslubunu, kelime ve ifade hatalarını bularak dedikodu malzemesi yapmaları için yazdım. Malzeme sıkıntısı çekmezler ama gene de beni bu şekilde onurlandırırlar diye. Ben sizin yerinizde olsam, bir sürü hata bulurum kitapta ve rezil ederim irfanı. O kadar çok hatalar yapmış ki, aaaklınız durur. 

Üff be, dedikodu üretmek amma da zormuş. Dedikoduyu severim. Dedikodu yaparım.  Popstar falan da seyrederim. Ama eğitilmiş gözle kaliteli bir şekilde seyrederim (Yalana bak!). Yapamayınca seyredersin. Yapamadığın yetmiyormuş gibi seyredemediğini düşün: Seyredememek... anaaa... özgürlüğün sonu demek bu. Kimin ve neyin özgürlüğü? 

irfan erdoğan

 

Önsöz Preface

by

Dan Schiller

Although its intellectual roots go back much further, communication study has existed as a formal domain of scholarship for more than half a century. Over this same span, communications – print and electronic media and telecommunications networks - have become ever-more vital to the overall process of social and economic development. Though the capacity for communication comprises a foundational aspect of what it means to be human, the institutions that are erected on top of this universal trait, and which in turn shape and reconfigure it, now began to acquire rapidly escalating significance.

 

In particular, communications systems have been assimilated as a powerful means of self-advancement by the world market system. Throughout most countries, just a couple of decades ago, broadcasting and telecommunications were organized as quasi-state operations. Sharp limits therefore long existed on corporate investment and commercial application within the sector. Communications, for better and often for worse, remained underdeveloped in many regions – but media and telecommunications institutions were paradoxically also widely considered too important to be simply handed over to market actors, that is, to corporations.

 

Today, in contrast, with the ascent of neoliberal policy orthodoxy, multinational corporations routinely avail themselves of commercial media outlets to mount advertising campaigns anywhere they choose. Manifold forms of cultural practice have been annexed by the sponsor system. Television networks such as CNN and MTV have emerged as major multinational businesses in their own right. Computer-communications networks, newly reorganized as businesses rather than state agencies, constitute primary enablers for multinational corporate production chains; such networks permit managers to coordinate product development, production, inventory, sales, accounting, personnel and other data for the world market.

After decades of underdevelopment, that is, during the 1980s and 1990s, the communications sector positively exploded in visibility. A billion wireless phones are in use today, up from mere millions scarcely one decade ago. Digital devices of many kinds are proliferating in both consumer and business markets. In its constant search for new profit-sites, and at a cost of trillions of dollars, capitalism has succeeded in turning communications into a major new field of investment and market development, and an indispensable foundation for further cycles of accumulation.

 

Ironically but predictably, the deliberate transformation of communications into just another corporate-commercial enterprise – albeit one of paramount significance for the world political-economy – subjected this field to the characteristic boom-and-bust logic of capitalism itself. Through the 1990s, augmentation and growth seemed unstoppable, and each week seemingly brought announcements of new media ventures, new infrastructure projects, new corporate combinations to supply equipment and services within and across national markets. The Internet frenzy added still greater momentum. Beginning in 2000, however, the down-phase of the cycle was triggered with the popping of the Internet bubble - and the greater communications sector suffered a steep fall. Financial pressures once again now suddenly intervened, to dictate how communications systems would develop, or be cut back. National media systems began to be reconstructed - with bankruptcies and employee layoffs an increasingly frequent occurrence – in response to creditor claims on cable television, telecommunications, Internet and other companies. Multinational corporate communications empires, only recently assembled, like Vivendi-Universal based in France, Leo Kirch based in Germany, and WorldCom and Global Crossing and AT&T based in the U.S., were forced to sell off choice assets.

 

The book you are holding constitutes a welcome attempt to engage with these vital trends. On one side, the capacity for communication, which remains an indissoluble human attribute, is here given its proper weight. On the other, the multiple ways in which practices of communication have been distorted and scarred by institutionalized patterns of misuse are also squarely faced and carefully explicated. It is a pleasure to acknowledge our debt to Professor Irfan Erdogan for his latest contribution to scholarship.

Dan Schiller

Professor of Communication,

Library & Information Science, and Media Studies

University of Illinois, USA

 

İÇERİK

BÖLÜM I: SORUN, AMAÇ, YAKLAŞIM TARZI VE YÖNTEM

BÖLÜM II: İLETİŞİMİ ANLAMLANDIRMA

İLETİŞİMİN TANIMI: GENEL

İletişim Tanımı: 20. yüzyıl Öncesi
20. Yüzyılda Egemen Tanımlamalar
Alternatif Tanımlamalar

İLETİŞİMİ AÇIKLAYAN TEMEL VARSAYIMLAR

İletişim beraberlik, anlaşma ve paylaşmadır
İletişim bir süreçtir
İletişim mesaj gönderme ve alma sistemidir
İletişimde geri besleme vardır
Bütün mesajlar içerik ve enformasyona sahiptir
Mesaj gönderilmez, mesaj uyandırılır
İletişmemek mümkün değildir
İletişim geriye döndürülemez
İletişimde öncesiyle birlikte kurulan bir ilişki vardır
İletişim etkileşimseldir
İletişim araçlar ile gerçekleştirilir
İletişim bir çevrede olur
İletişimin bir atmosferi vardır

İLETİŞİME NEDEN

İLETİŞİMDE AMAÇ, ROL VE GÖREV

İletişim amaçlı bir girişimdir
Bir tarafın amaçlamadığı mesajlar iletişime sokulabilir

İLETİŞİMİN BAĞLAMI

Yer bağlamı: İletişim örgütlü yerde olur
Zaman bağlamı: İletişim örgütlü zamanda olur

İLETİŞİMİN ÜRETTİĞİ

İletişimle mesajlar üretilir
İletişim mesajla veya kelimelerle anlam üretir
İletişimle hayatın kendisi üretilir

İLETİŞİM SORUNLARI

İletişimde gürültü olabilir
İletişimde uçurum olabilir; iletişim çökebilir
iletişimin olmaması veya iletişimsizlik

ELEŞTİREL ÖZET

BÖLÜM III: DİL VE İLETİŞİM

DİL

ANLAM VE ANLAM VERME

GÖSTERGEBİLİM (SEMİOTİCS, SEMİOLOGY)

İşaret (gösterge; signs)
İkonlar, İndeksler, Semboller
İşaret Eden ve İşaret Edilen
İşaret Sistemleri (Codes)
Paradigma ve Sözdizimi
Anlam Verme Seviyeleri
Soyutlama: Metafor, Metonim, Mit
Mit (efsane, masal)
Metinlerarasılık Yapısalcılık ve Yapısalcılık Ötesi

BÖLÜM IV: KÜLTÜR VE İLETİŞİM

EGEMEN ANLAMLANDIRMALAR

ALTERNATİF ANLAMLANDIRMA

KÜLTÜRÜ YAPAN, TUTAN VE DEĞİŞTİREN ÖZELLİKLER

TEMEL KÜLTÜR TÜRLERİ

Halk/Folk Kültürü
Kitle Kültürü
Popüler Kültür ve Kitle Kültürü
Ulusal Kültür, Egemen Kültür, Alt-Kültürler
Küresel veya Evrensel Kültür

KÜLTÜRLER ARASI İLETİŞİM

BÖLÜM V: İÇSEL SİSTEM: İNSANIN KENDİSİYLE İLETİŞİMİ

İDRAK ETME, ALGILAMA
ALGISAL FARKLILIKLAR
KENDİNİ KAVRAMA VE İLETİŞİM
BEN VE DİĞER FARKI VE DAVRANIŞI ANLAMLANDIRMA
İNSANIN DIŞINI ANLAMASI

BÖLÜM VI: KİŞİLER ARASI SİSTEM: KİŞİLER ARASI İLETİŞİM

İlişki Kurma, Kendini Açma, Bağlanma ve Muhafaza Etme
İlişki Geliştirme, Yakınlaşma ve Belirsizlik Azaltma
Hayal Kırıklığı, Kötüye Gidiş, Çatışma, Kaçınma ve Çözüm

İLİŞKİDE SÖZLE İLETİŞİM

İLİŞKİDE SÖZSÜZ İLETİŞİM

Mekan ve Mekanda Mesafe Tutma (proxemics)
Dokunma: Haptics
Jestler: Kinesics
Bakışlar: Occulecsics
Zaman : Chronemics
Ses dili: Paralanguage
Maddeler: Artifacts
Fiziksel Görünüm

KİŞİLERARASI İLETİŞİM KURAMLARI

BÖLÜM VII: GRUPLAR VE GRUP İLETİŞİMİ

GRUP YAPISI VE GÜÇ BAĞI
GRUP TÜRLERİ
GRUP AMAÇLARI VE ÇIKAR YAPILARI
GRUP OLUŞUM VE GELİŞME SAFHALARI
GRUP BAĞLILIĞI
GRUP PERFORMANSI
ÖNDE GELEN GRUP KURAMLARI
GRUP İLETİŞİMİ
ÇATIŞMA VE ÇÖZÜM

BÖLÜM VIII: ÖRGÜT VE ÖRGÜT İLETİŞİMİ

ÖRGÜTÜ ANLAMA VE ANLAMLANDIRMA
ÖRGÜT OLGUSUNUN BAŞLANGICI VE GELİŞMESİ
ÖRGÜT OLGUSU: KAYNAK, KULLANIM, MOBİLİZASYON
ÖRGÜT OLGUSU: KATILMA, TOPLUMSAL YAPI VE ÇEVRE
ÖRGÜT OLGUSU: KURAMSAL YAKLAŞIMLAR
ÖRGÜT VE İLETİŞİM BAĞI
İLETİŞİM YAPILARI VE İŞLEVLERİ
ÖRGÜTTE İLETİŞİM ATMOSFERİ
ÖRGÜTÜN İÇ ÇEVRESİ VE ÖRGÜT İÇİ İLETİŞİM
ÖRGÜTÜN DIŞ ÇEVRESİ VE DIŞLA İLETİŞİMİ

BÖLÜM IX: TEKNOLOJİYLE ARACILANMIŞ SİSTEM SATIŞI: KİTLE İLETİŞİMİ

KİTLE İLETİŞİMİNİN GELİŞİM TARİHİ

Matbaanın ve Basının Gelişmesi
Analog Teknoloji
Dijital teknoloji: Bilgisayar ve internet

İLETİŞİMİN VE KİTLE İLETİŞİMİNİN ÖRGÜTLENMESİ

KİTLE İLETİŞİMİ: TOPLUMDAKİ ROLÜ

KİTLE İLETİŞİMİNİN ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ

KİTLE İLETİŞİMİNİN ÜRETİMİ: EMEK VE UZMANLIK

KİTLE İLETİŞİMİNDE KONTROL VE İÇERİK

BÖLÜM X: ÖRGÜT İÇİN ÖRGÜTLÜ BİLİNÇ YÖNETİMİ: HALKLA İLİŞKİLER

TANIMLAR VE KİMLİK SORUNU
HALKLA İLİŞKİLERİN ÖZLÜ GEÇMİŞİ
HALKLA İLİŞKİLERİN ELEŞTİREL AÇIKLAMALARI

Hakla İlişkiler, Reklamcılık ve Kitle İletişim Medyası Bağı
Halkla İlişkiler ve Propaganda Bağı
Halkla İlişkiler ve İletişim Bağı

HALKLA İLİŞKİLERİN EROZYONU
HALKLA İLİŞKİLER PRATİĞİ: GENEL
HALKLA İLİŞKİLER PRATİĞİ: TAKTİKLER, ARAÇLAR
HALKLA İLİŞKİLERDE AMAÇ VE ROLLER

İkna etme
Savunma
Kamu yararı faaliyetleri
İmaj/saygınlık yönetimi
İlişki yönetimi
Stratejik ilişki yönetimi
İlişki pazarlaması

HALKLA İLİŞKİLERİN TOPLUMA FAYDALARI?
HALKLA İLİŞKİLERİN ÖRGÜTLENİŞİ
ETİK SORUNU: BİR DİĞER BİLİNÇ YÖNETİMİ GÜNDEMİ?

BÖLÜM XI: PAZARIN PAZAR İÇİN BİLİNÇ YÖNETİMİ: REKLAMCILIK

    REKLAMIN KULLANIMI

Örgüt veya ürün promosyonu yapma
Birincil ve tercihli talebi uyandırma
Rakibin reklamını yenme (offsetting)
Satış elemanlarını daha etkili yapma
Ürünün kullanımını artırma
Tüketicilere hatırlatma ve destekleme
Satış iniş çıkışlarını azaltma

KAR GÜTMEYEN REKLAMCILIK
REKLAMIN TOPLUMDA ROLÜ VE ETKİSİ
SOSYAL SORUMLULUK VE ETİK
REKLAMIN YASAL DÜZENLENMESİ
REKLAMCILIĞA ELEŞTİREL YAKLAŞIMLAR

Bilimin Kullanımı
Çıkışı ve Amaçları
Tanım ve İşlevleri: Reklamla Bilinç Yönetimi

BÖLÜM XII: EKONOMİK VE İDEOLOJİK PAZARDA
                  BİLGİSAYARLA ARACILANMIŞ İLETİŞİM

SAHTE DEMOKRASİNİN YENİ ŞÖVALYESİ: İNTERNET
ÖRGÜTLENME, KONTROL, YÖNETİM VE YENİ EGEMENLİK

BÖLÜM XIII: ULUSAL İLETİŞİM: SİSTEM KORUMA VE SİSTEM SATIŞI

EKONOMİK BOYUT: MATERYALİN VE BİLİNCİNİN ÜRETİMİ

Özel Sektör: Sistem ve Bilinci
Kamu Sektörü: Kamu Adına Kime Hizmet?
Üretime Katma, Katılma ve Mücadele

SİYASAL BOYUT: TOPLUM YÖNETİMİ

Devlet ve Siyasal İletişim
Özel Teşebbüs: Ekonomi, Bilinç ve Siyasalın Üretimi

GÜÇ YAPISI VE İLETİŞİM POLİTİKASI

BÖLÜM XIV: ULUSLARARASI İLETİŞİM

YERİN KULLANIMI: GLOBAL PAZAR VE GLOBAL İLETİŞİM
UZAYIN KULLANIMI: EKONOMİ, BİLGİ VE KONTROL
ARAÇ VE ÜRÜN ÜRETİMİ, DAĞITIMI VE TÜKETİMİ
İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE ÜRÜNLERİ
ÖRGÜTSEL YAPILAR, TRANSFER VE İŞLEYİŞİ
PROFESYONEL İDEOLOJİLER, KÜLTÜR VE İŞ PRATİĞİ
TURİZM VE MEVSİMLİK ASALAKLIĞIN YÜCELTİLİŞİ
İNSAN GÖÇÜ: YABANCI İŞÇİLER
ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ VE BASKI İLETİŞİMİ

BÖLÜM XV: İNSAN, TOPLUM, TARİH VE İLETİŞİM

KAYNAKÇA

 


Bir
geriye

Ana
sayfaya